Hikayem
Fotoğrafla tanışmam lise yıllarında, babanın eski analog makinesiyle başladı. O günlerde ne kadar basit bir merak gibi görünse de objektifin arkasında insanları gözlemlemek, onların gerçek hislerini yakalamak benim için kısa sürede bir tutku haline geldi. Üniversite yıllarında fotoğrafçılığı daha sistematik öğrenerek belgesel ve portre çekimlerine yöneldim; ama asıl dönüm noktası ilk düğün çekimim oldu.
O gün bir çiftin birbirlerine bakışındaki saf sevinci, aile üyelerinin gözyaşlarını ve sevinç dolu kahkahaları gördüğümde anladım: düğün fotoğrafçılığı sadece bir iş değil, insanların en değerli anlarına tanıklık etme ayrıcalığıydı. Aradan geçen on yılda bu ayrıcalık hiç solmadı; her yeni çift, her yeni hikaye beni aynı heyecanla makineyi eline almaya itmeye devam ediyor.